|
özlem turan belkıs |
Dokuma
imalatçısı otoriter, çalışmaktan başka erdem tanımayan Yahudi bir baba
ile sınırlı yeteneğinden dolayı sahnede önemli bir varlık gösteremeyen,
evlenince de tiyatroyu tamamen bırakan aktris bir annenin oğludur Peter
Weiss. Nazi baskısı nedeniyle Londra'ya göç etmeden önce on sekiz yaşına
kadar Almanya'da yaşamış, gerçeküstücülüğün etkilerini taşıyan resimler
yapmıştır. 1961 ve 1962'de yayınlanan otobiyografik romanları Ailenin
Ayrılması ve Kaçış Noktası'nda yaşamının ayrıntılarını, tanıklık ettiği
çağın, yakın ve uzak çevresinin onda açtığı yaraları, dünya ile birlikte
yaşadığı değişimi anlatır. Öldüğünde ardında sekiz oyun, üç roman ve dokuz
yüz sayfayı aşan not defterleri bırakır.
|
Peter
Weiss, ailesiyle birlikte 1934'te Londra'ya, oradan Prag'a, Nazilerin
Çekoslovakya'ya girişiyle de 1945'te İsveç'e göç eder. Burada bir fabrikada
tasarımcı olarak çalışmaya başlar ve Kaçış Noktası'nın ilk taslaklarını
kaleme alır. Önceleri Çek vatandaşı olan Weiss, 1945'te İsveç vatandaşlığına
geçmiştir. Günlüğüne "ben, vatansız insanlardanım" notunu düştüğünde,
ilk yapıtlarını ve çevrilerini İsveç dilinde vermiş, İsveç'te toplum dışına
itilmiş insanların yaşamlarını belgeleyen filmler çekmiş, Çekoslovakya'da
Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim almış, 1960'a kadar ressamlık yapmayı
sürdürmüş, sonraları kendi anadiline yönelerek Alman yazınında çığır aşmış
önemli bir yazardır.
|
Tüm
yapıtlarında savaşın yıkıcı izleri ve sömürünün, işkencenin, barbarlığın
karşısına dikilen bir başkaldırıyı cesurca ortaya koymuştur. Birey-toplum
çelişkisi, onun yapıtlarındaki temel izlek ve sorgulamalardan birini oluşturur.
Bu anlamda ele aldığı ve tartıştığı düzlemin uzandığı düşünce, okuyan
ve izleyen için sarsıcı bir yüzleşmedir. Özellikle tiyatro metinlerinde
iki karşıt tez, iki karşıt politik tavır çarpışır. Yapıtlarının çok katmanlı
yapısı, izleyiciyi, kendisini ve içinde yaşadığı toplumu, dünyayı farklı
düzlemlerde sorgulamaya, tartışmaya yöneltir. Sömürülen ve ezilen insanların
haklarını savunan, çağdaş dünyanın vahşetini, uyumsuzluğunu ve yabancılaşmasını
derinlemesine irdeleyen bir yazardır Weiss. Ona göre "eleştirmekten,
değiştirmek istemekten vazgeçmek, insanın kendisinden vazgeçmesi"
anlamına gelir. Eleştirmek ise elbette sadece düşünsel bir çaba değildir,
eylemi, değiştirme isteğini barındırmalıdır. Marat/Sade'da, Jean Paul
Marat'nın haykırdığı "Hareketsiz izlemiyorum, müdahale ediyorum.
Benim için yanlışsa düzeltmek, geliştirmek istiyorum. Nedenini arıyorum,
seçenek sunuyorum. Bütün mesele kendini saçından tutup yükseltebilmekte
ve dünyaya yeni bir gözle bakabilmekte" sözleri, Weiss'ın yaşama
karşı duruşu, kendi haykırışı gibidir.
|
Weiss,
20. yüzyılın vahşi çarklarına ve kendi kurtuluşu, kendi varoluşundan başka
bir şey düşünmeyen bencil insanının bu çarklara kolayca boyun eğişine
karşı durur, uyarır. Ona göre "kültür, bir şeye cesaret edebilme
sorunudur. Okumaya cesaret edebilme, bir görüşe inanmaya cesaret edebilme,
görüşlerini açıklayabilme cesaretidir". Yapıtlarında, bu cesareti
sorgular, sorgulatır. Weiss'ın yazınsal değerinin, kurgudaki ustalıklı
yaratıcılığının yanında ve hatta üzerindeki özelliği, bu sorgulama ve
sorgulatmadaki çarpıcılığı, sarsıcılığıdır. Weiss, insanı, kendisiyle,
yaşadığı dünya ve içinde bulunduğu toplumla yüzleşmeye, buna cesaretle
göğüs germeye ve eyleme geçmeye iter. Peter Weiss, bu yüzleşmeyi yaşamı
boyunca yapıtlarıyla ortaya koymuş cesur bir yazardır. |